DOĞU TÜRKİSTANDAKİ ORGAN TİCARETİ

İnsan Hakları İzleme örgütü (HRW) tarafından yayınlanan bir rapora göre Çin’de toplama kamplarında tutulan Uygur Müslümanlarının henüz hayattayken organlarının alındığı ortaya çıktı. Çin, organ ticaretinden yılda 1 milyar dolar gelir sağlıyor. Toplama kamplarında tutulan önemli sayıdaki mahkûmların kalp, akciğer, kornea ve karaciğer gibi organlarının alındığına dair güçlü kanıtlar bulunduğu ve bu kanıtların BM İnsan Hakları Konseyi’ne sunulduğu belirtiliyor.

Çin Hükümeti, hapishane ve toplama kamplarındaki Doğu Türkistanlı Müslümanları işkence etmekle kalmayıp onların organlarını çalmaktadır. Her yıl 90.000’den fazla Uygur ve bazı siyasi mahkûmların sadece organları için infaz edildiği iddia ediliyor. Toplam “yasal” organ nakli sayısının yılda yaklaşık 10.000 olduğu tahmin edilirken, yukarıdaki iddialar dikkate alındığında Çin’deki gerçek rakamın çok daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır.

Mahkumlardan zorla alındıkları organlar “organ bağışı” olarak kayda geçiriliyor.  Kurbanların naaşları ailelerine teslim edilmediğinden ve genellikle tanıklar doktor, polis ve hapishane gardiyanları gibi konuşmaları imkânsız olan kişiler olduğundan, Çin’deki bu uygulamaları kanıtlamak bir hayli zordur.

1995’te Urumçi’de yaşadıklarını paylaşan Enver TOHTİ isimli bir cerrah, infazı gerçekleştirilen bir mahkûmun hemen ölmemesi için kasıtlı bir şekilde sağ göğsünden vurulduğunu ve organlarından bazıları alınırken (karaciğer ve iki böbrek) kalbinin hâlâ atmakta olduğunu anlatıyor.

Bağımsız bir kuruluş olan Çin Mahkemesi Başkanı Sir Geoffrey Nice’in konuyla ilgili şu sözleri durumun vahametini açıkça ortaya koyuyor: “Sonuç, çok fazla insanın sebepsiz yere korkunç bir şekilde öldüğünü gösteriyor. Birçok kişinin böbrek, karaciğer, kalp ve korneaları hâlâ canlıyken alınmış.”

Enver Tohti, RFA’ya yaptığı açıklamada, 2012- 2014 yılları arasında bu organların Suudi Arabistan’da “Helal organ” adı altında satıldığını da iddia etmiştir.

Toplama kamplarından sağ kurtulmayı başarmış birkaç kişi, Çin Mahkemesi’ne kan testleri, röntgen ve ultrason gibi fiziksel muayenelere nasıl maruz kaldıklarını anlatmıştır. Bu tanıklıklar söz konusu iddiayı doğrular niteliktedir. Zira uzmanlar, bu muayenelerin mağdurların organlarının sağlıklı ve nakil için uygun olup olmadığının anlaşılması amacıyla yapıldığını tahmin etmektedir.

Facebook
WhatsApp
Twitter
LinkedIn
Pinterest